Salı, Ağustos 16, 2005

Spiker

Ölenle ölünmez (miş) derler, kayıplarıma bakıyorum ve kaybedenlere…

Bir spikerin cenazesinde karısının ve kızının gözlerini gördüm, zor belki ama acılarını hissettim, içim acıdı. Neden ölüme üzülürüz? belki de bir gün ölebileceğimiz fikri aklımıza takılır. Bir bakarız ki aslında ağladığımız kendimizdir.
Birde daha ölenle paylaşacağımız şeylerin olması veya olmaması…

İnsanoğlu işte, sevdiklerinin ölümlerinde bile aslında kendi yaslarını tutuyorlar. “ama! Ama! Hani beraber yaşlanacaktık? Neden gittin? Ben yapacağım şimdi?

İşte asıl soru geldi: Ben ne yapacağım şimdi?...

Pazartesi, Ağustos 15, 2005

Son dene_me

Dene_me,

Neden ilk defa denenen şeylerde deneme yazılır ki, sanki gerçekten yazacağın şeyler yanlış bir hareketinde yok olacakmış gibi J Sanki bunları yazan sen değilsin de bir daha yazamayacakmışsın gibi.

Bir belgeselde görmüştüm. 4 aslan yavrusu bir tane büyük kirpi buluyorlar, hepsi bir hevesle ne olduğunu anlamaya çalışıyor. Uzun takip sonucunda sadece bir tanesi sıkılıp vazgeçmiyor ve kirpinin ne olduğunu, dikenlerinin ne işe yaradığını, nasıl acı verdiklerini öğreniyor. Diğerleri ise sadece uzaktan kardeşlerini izleyip amerikayı hazır keşfeden bir “kaşif” varken boşuna suya sabuna doyunmayalım edasında işi çözdüler.

Düşününce, hayatımıza yön veren yargılarımızın bir çoğu aslında bizden önce “başkaları” tarafından keşfedilmiş hayat deneyimlerini, sanki doğanın kuramı gibi “kabul” etmemizle oluşuyor.

“Norm”larımızı eline diken batan insanların deneyimleriyle oluşturuyoruz.


Yine de bazılarımızın ilgilendiği eline diken batıp batmaması değil dikenin nasıl bir şey olduğu deneyimi olmasın.


Yoksa siz de benim gibi elini ısırgan otuna sürüp acaba nasıl “ısırdığını” tatmak isteyenlerden misiniz ?

Pazar, Ağustos 14, 2005

Deneme

deneme